2. Bölüm : MEDENÝ AYHAN NIN ANKARA BAROSUNA VERDÝÐÝ SORGULAYAN SAVUNMASI ANKARA BAROSU SAYIN BAÞKANLIÐINA
(7047 gotin) (2655 car hat xwendin) 
MEDENÝ AYHAN NIN ANKARA BAROSUNA VERDÝÐÝ SORGULAYAN SAVUNMASI
ANKARA BAROSU SAYIN BAÞKANLIÐINA
DOSYA NO : 112-2008-693/2660
YANIT VEREN : Av Medeni Ayhan
KONU : 31 12 2008 tarihli Ankara Barosu Yönetim Kurulunun üst yazýsý ekinde, 26 10 2008 tarihli Baro Genel Kurlunda yaptýðým konuþma metni eklenerek, hakkýmda resen soruþturma açýlmýþ olduðu bildirilerek, savunmamý vermem istendiðinden, savunma yerine geçmek üzere eleþtirilerimin bildirimidir.
AÇIKLAMA
14 – Ýttihatçý - Kemalist faþist ideolojik politik çizgi; eski Enver Paþanýn, Cemal Paþanýn, Dr Nazým ýn, Celal Bayar ýn, birinci Mason locasýnýn kurucusu ve ustadý Talat Paþa nýn, birinci mason locasýnýn kapataný ve ikincisinin kurucusu Sabatay Mustafa Kemal in, Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel in, eski baþbakanlardan Tansu Çiller in, eþi Özer Çiler in, Orgeneral Doðan Güreþ in, Orgeneral Hasan Kundakçý nýn, Orgeneral Teoman Koman nýn, Orgeneral Hüseyin Kývrýkoðlu nun, Orgeneral Hakký Karadayý nýn, Orgeneral Ýlker Baþbuð un, Orgeneral Yaþar Büyükkanýt ýn, Orgeneral Kenan Evren nin, Tuðgeneral Veli Küçük ün, Orgeneral Hürsit Tolon nun, Orgeneral Þener Eruygur un, orgeneral Mustafa Muðlalý nýn, Fahri Özdilek in, Fahrittin Atallay ýn, Salih Omurtak ýn, Albay Attila Uður un, Albay Levent Ersöz ün, eski Diyarbakýr Valisi Hayri Kozakçýoðlu nun, eski Diyarbakýr Valisi Ünal Erkan ýn, eski Batman Valisi Þarman ýn, eski emniyet müdürü ve içiþleri Bakaný Mehmet Aðar, emniyet müdürlerinden Hüseyin Kocadað ýn, tim polisi yetiþtiricisi Ýbrahim Þahin in, düzen dýþý savaþ birimlerinin örgütlenmesi çalýþmasý yürüten binbaþý Cem Ersever in, onu sorgulayýp öldüren diðer kontrgerillacý Abdullah Çatlý nýn, Ýsmet Ýnönü nün, Cemal Gürsel in, Cevdet Sunay ýn, Fahri Korutürk ün, Fevzi Çakmak ýn, Kazým Orbay ýn, Nafiz Gürman nýn, orgeneral Semih Sancar ýn, Talat Aydemir in, milli demokratik “devrimici” Celil Gürkan nýn, 12 martçý Memduh Taðmaç ýn, kafasý yuvarlak çýkmadýðý için Türklüðünden süphe eden ve üzülen kafa tasçý Nihal Atsýz ýn, Kýbrýs Türk yönetiminin eski cumhurbaþkaný Rauf Denktaþ ýn, Türk istiklal marþýnýn þairi M Akif Ersoy un, Türk dil Tarih Kurumunun eski baþkaný prof Yusuf Halaçoðlu nun, Alevilerin asimlasyona uðramýþlarý da dahil tümü Kürt iken, etnik köken anlamýnda Türk gösteren ve Alevilik Kürt ulusal dini Zerdüþtlüðün devamý ve kendisiyken islamýn mezhebi olarak göstererek gerici Kemalist devletin sosyal dayanaðý durumuna sokmaya çalýþan profesör Ýzzettin Doðan ve yazar Rýza Zelyurt un, Ömer Seyfettin nin, Celal Bayar ýn, Türkçülüðün esaslarýný ortaya koyan ve ideologlarý olan Sabatay Ziya Gökalp ýn, Hüseyin Çahit Yalçýn nýn, Mahmut Esat Bozkurt un, Alpaslan Türkeþ in, Mahir Çayan nýn, Deniz Gezmiþ in. Sarp Kuray ýn, Teslim Töre nin, Mihri Belli nin, Doðu Perinçek in, Yalçýn Küçük ün, Doðan Avcýoðlu nun, Attilla ilhan nýn, Þefik Hüsnü nün, Mustafa Suphi nin, Süleyman Demirel in, Deniz Baykal ýn, Kuþçubaþý Eþref in,Yakup Cemil in, Topal Osman nýn, Ýpsiz Recep in,Yahya Kahya nýn, Çerkez Ahmet in, Sakallý Arnavut Nurettin Paþa nýn, Arap Hüseyin nin ideolojik - politik çizgisidir. Bunlardan kimisinin ittihatçý - Kemalist-dinci terminolojiyi, kimilerinin ittihatçý - Kemalist - “sosyalist” terminolojiyi ve kimilerinin de ittihatçý – Kemalist – kapitalist - faþist yada liberal terminolojiyi ayný hat ve amaç çerçevesinde kulanmýþ olmalarý, yada bunlardan bazýlarýnýn ordu tarafýndan kullanýldýktan sonra öldürülmeleri gerçeði deðiþtirmez yanýltmamalýdýr.
15 - Doðu Perincek, Mihri Belli, Doðan Avcýoðlu, Yalçýn Küçük, Þefik Hüsnü, Sarap Kuray, Teslim Töre, Atilla Ýlhan gibi aydýnlarýn çizgiside; orducu – cuntacý - Kemalist çizgidir. Bu aydýnlardan fizikken yaþamakta olanlarý, mevcut gerici statükonun korunmasý ve Türk egemenlik sisteminin Kürdistan da devamý için, Güney Kürdistan hakkýnýn kazanýmlarýna karþý tepki ve öfkeyle yaklaþmaktadýrlar. Kürtlerin her kazanýmýna düþman olan bu kiþiler, gerici Türk devletinin birer iþbirlikçisi ve hizmetkarý olarak, Güney Kürdistan ý judaik devletin ( Ýsrail in ) iþbirlikçisi olmakla suçlarken, Talat ve Kemal gibi ustalarýnýn Sabatay ( yani Yahudi ve Ýbrani ) olduðunu, ve Tedor Herzel in Yahudi devletinin Ortadoðu da kuruluþu için 1893 yýlýnda yapýlan Basel kongresinde, Filistin de bir Yahudi devletinin kuruluþu için oradan toprak satýn alýnmasý için alýnmýþ kararlarý Abdülhamit e kabul ettirememeleri üzerine, Ýttihat ve Terakki Partisinin mason örgütlenmesine göre kurulmuþ olduðunu, ve bu örgütlenmenin iktidara geçirilmesi sayesinde Yahudilerin Kudüs ve çevresine yerleþmeye baþlayarak devletleþtiklerini, Müslüman ülkeler içinde de Türkiye nin Ýsrail devletini ilk tanýyan devlet olduðunu, devletlerinin gerici ordusuyla birlikte judaik devlete stratejik müttefik olduðunu, ordunun Ýsrail le stratejik müttefiklik iliþkisini Erbakan ý darbeyle tehdit ederek açýk ve resmi halle getirdiðini, daha önemlisi Yahudi kökenli olmayanýn T.C. de cumhurbaþkaný, baþbakan ve genelkurmay baþkaný olma sanýsýnýn çok sýnýrlý olduðunu, devletleri Türkiye nin birinci Ýsrail olarak büyük bölümü Yahudi olan ittihatçýlar tarafýndan kurulduðunu, bu nedenlerle de sadece sabataylarýn bulunduðu Selanik þehrinde ikamet edenler üzerinden nüfus mübadelesinin yapýlarak, getirilenlerin Ermeni, Rum, Asuri ve Ezidilerin mallarý üstüne oturtulduðunu bilmeyecek kadar bilgisiz olduklarýný sanmýyoruz. Kemalist - orducu ve cuntacý olan bu kiþilikler, Güney Kürdistan daki Kürtlerin kendi ad ve çýkarlarýna diplomatik faaliyet geliþtirmesini, uluslar arasý anlamda siyaset yapmasýný sabote etmeye ve baþka yönlere çekmeye çalýþmaktadýrlar. Siyonizm’in ideologu ve kurucusu Teodor Herzel, yazý ve mektuplarýnda, Ýttihadý Terakki yi nasýl kullandýklarýný anlatmaktadýr. Ýttihattý Terakki nin yönetime gelmesinden sonra Yahudilerin Filistin e yerleþmeye baþladýðý ve toprak satýn almaya devam ederek, Balfour bildirisi çerçevesinde devletleþme sürecine girdikleri bilinmektedir.
16 - Genç Osmanlýlar ( yeni Osmanlýlar ), Jön Türkler ve Ýttihat ý Terakki birbirinin devamýdýr, özü itibariyle Türk egemenlik sistemini diðer halklar üzerinde sürdürmek için her þeyi mubah gören orta sýnýftan Osmanlýnýn darbeci - cuntacý münevver paþalarýnýn, komutanlarýnýn ve üst düzey bürokratlarýnýn oluþturduðu örgütlenmelerdir. Darbecilik - cuntacýlýk - siyasi cinayet geleneði Genç Osmanlýlardan den bugüne kadar uzanmaktadýr. Genç Osmanlýlar ( Yeni Osmanlýlar ), ýn en bilinen kadrolarý Fuat Paþa, Mithat Paþa, Namýk Kemal, Sinasi dir. Türk egemenlik sisteminin diðer haklar üzerinde devam ettirilmesi için en uygun çizginin, Osmanlýlýk çizgisi olduðunu kararlaþtýrarak, bu çizgiyi savundular. Balkanlarý kaybettikten sonra ise, Ýslamlýk ilkesini esas aldýlar. Birinci dünya savaþý sonucunda Arabistan ýda kaybedince, Ýslamlýk ilkesi yerine, Türklük ilke ve çizgisini esas aldýlar.. ittihatçýlarýn bir üyesi olan Mustafa Kemal, Türkçülük çizgisini diðer haklarýn inkarý ve retçiliði temelinde devam ettirdi. Bunlarýn dincileri ise, Türk - Ýslamcý çizgiyi iç içe kulandý. Bugünkü dünya ve somut koþullarda ise, Türkçülük çizgisi ile Türk egemenlik sistemini devam ettirme olanaðý kalmadýðýndan, Türkiyelilik çizgisi gündemleþtirilmektedir. Bizde kendilerini demokratik cumhuriyetçi olarak tanýmlayan iþbirlikçi aptallarýn ise, 11 yýldýr, Kürdistan ulusal mücadelesin bütün referanslarýyla oynayýp yozlaþtýrmaya çalýþarak, söz konusu Türkiyelilik çizgisinin birer borazaný haline geldikleri / getirildikleri aþikardýr.. Üçüncü Selim, pek çok alanda reform yapmaya baþlayýnca, ordudaki Genç Osmanlý kanadý tarafýndan katledildi. Sultan Abdülaziz in öldürülmesi olayýnda ise, Mithat paþa bizzat rol aldý. Mithat paþa, daha sonra Abdülhamit ile pazarlýk yaparak, sadrazamý oldu.. Bir süre sonra ise, Abdülhamit tarafýndan sürgüne gönderilmiþler dir. Rus - Osmanlý savaþý gerekçe gösterilerek, 1. meþrutiyete son verilmiþ ve kanuni i esasi ( yani Osmanlý anayasasý ) ortadan kaldýrýlmýþtýr. Genç Osmanlýlar ( Yeni Osmanlýlar ) dan sonra, bunlarýn bir devamý olarak Jön Türkler örgütü, gizli bir örgüt olarak oluþturuldu. Bu örgütün elemanlarý da, Osmanlýnýn münevver orducu – cuntacý - darbeci ve orta sýnýftan gelme paþalarýdýr. Jön Türkler, daha sonra Ýttihad-ý Terakkiye dönüþmüþtür. Kadrolarýndan Talat Paþa, posta müdürü idi. Enver Paþa, binbaþý idi, Mustafa Kemal ise kýdemli binbaþýydý. Jön Türkler, Ýttihadý Terakki nin oluþumuna yol açtý. Jön Türk kökenli Ýbrahim Temo, Ýtalya da mason localarýný ziyaret etmiþti. Onlardan etkilenerek, mason örgütlenmesini esas alýp, ittihadý Osmaniye örgütünü mason örgütlenmesine göre oluþturdu. Daha sonra da, Osmanlý nýn içinde ve dýþýnda olan örgütler birleþti. Ýttihattý Osmaniye, Hürriyet Cemiyeti, Terakki Osmaniye birleþti. Asker ve bürokratlar omurgayý oluþturmaktaydý. Cuntacý – darbeci - üsten dönüþtürmeci - otoriter - militarist - halktan kopuk bir anlayýþ ve tarza sahiptiler. Osman Rýza liderliðindeki militarist kesimin adlandýrmasýyla, Ýttihadý Terakki isimlendirmesi ortaya çýktý. Dr Nazým, Avrupa dan gelerek, ittihattý Terakki ye katýldý. Serveti Fünün gazetesi Ýttihadý Terakki nin yayýn organýydý. Prens Sabahattin, yerinden yönetim modelini ve liberalizmi savunmaktaydý. Ýttihadý Terakki nin tümden militarist kanadýn hakimiyetine geçmeye baþlayýnca, liberaller prens Sabahattin liderliðinde ayrýldý.
Ýttihadý Terakki, merkezi Selanik te bulunan 3. orduda iyice örgütlenmeye baþladý. Enver paþa, Eyüp Sabri, Resneli Niyazi gibi ittihatçýlar, daða çýkarak isyan etti ve Abdülhamit ten 2. meþrutiyeti ilan etmesini istediler. 2. Abdülhamit isyaný bastýrmak için birliklerini gönderdiyse de, birliklerinin bir bölümü ittihatçýlarla iliþkili olduðundan, onlara katýldýlar. Abdülhamit, 1908 de 2. meþrutiyeti ilan etmek zorunda kaldý ve kanuni esasi benzeri bir belgeyi kabul etti. 1908 den itibaren ittihatçýlarýn, ve bir anlamda da Kemalistlerin iktidarda olduðunu söyleyebiliriz. 1908 den itibaren ittihatçýlar perde arkadaþýndan Osmanlýyý yönetmeye baþladýysa da, bundan da tam anlamýyla tatmin olmadýlar. 1909 dan itibaren faili meçhul cinayetler yoðunlaþmayla baþladý.
Ortam karýþmaya baþladý. Ýttihadý Terakki, yarattýðý bu ortamý Abdülhamit te darbe yapmak için kulandý. 1909 da Selanik teki hareket ordusu, Almanya da psikolojik tedavi görmüþ ve Alman tarzýyla büyümüþ Mahmut Þevket Paþa nýn komutasýnda, en kanlý biçimde olaylara müdahale etti, Abdülhamit tahtan indirerek Selanik e gönderdiler. Ýttihatçýlarýn muhalifi olanlar öldürüldü. 31 mart vakasý, Abdülhamit i hal etmeye yöneliktir.
Ýttihatçýlarýn önemli bir bölümü; Selanikli Sabatay ve Makedonyalýdýr. Küçük bölümü ise, Tüktür. Ancak hepsi, Türk egemenlik istemini sürdürmek, yaymak için çalýþmýþ ve birlikte Türk egemenlik sistemini temsil etmiþlerdir. Bugüne kadar da, bunarýn iktidarda kalmasýný destekleyen millette Türklerdir. Bunlara karþý hiçbir tutumu ve direniþi olmayanda Türklerdir.. 2. meþrutiyetin ilanýndan sonra, yayýn organý Volkan Gazetesi olan ittihadý Muhamediye, Halk Fýrkasý, Sosyalist Fýrka gibi pek çok parti kurulmaya baþlandý. Abdülhamit in istibdat yönetimi, bir ölçüde ittihatçýlarýn yönetimi ele geçirme çalýþmalarýna karþý bir hamleden doðmuþtur.
Osmanlý padiþahlarý içinde 33 yýl yönetimi ile en uzun tahta kalandýr, ayrýca imardan eðitime, petrol aramadan, limanlarýn yapýlmasýna, demiryolundan ilk ekonomik yarým ve kurumlaþma denemelerine kadar, her alanda reform yapmýþtýr. Abdülhamit, en reformist Osmanlý padiþahýdýr. Ýttihatçýlarýn yönetimi belirlemeye baþladýklarý 1908 yýlýnda, Osmanlýnýn egemenliði altýndaki topraklar 5000 milyon metre kare iken, birinci dünya savaþý sonuna kadar devam eden yönetimlerinde ise, 800 milyon metrekareye düþtü. Daha büyük alana yayýlma hayaline kapýldýklarýndan, daha küçük bir alana geriletildiler. 1906 yýlýnda Enver Paþa, Kazým Karabekir i ittihadý Terakki çizgisine çekip örgütlemek ve tepkisini ölçmek için diyaloglar kurmuþtur. Bu konuþmalarýndan birinde, ”Abdülhamit bir süre sonra ölürse, ne yaparýz” diye sorar. Kazým paþa da, ”Ya ölmezse” diye sorunca, Enver Paþa nýnda; ”ölmezse, öldürürüz” dediði rivayet edilmektedir. Ýttihattý Terakkinin, gizli, militarist, istihbarat örgütü olan Teþkilatý Mahsusa özel bir örgüt olarak, 1905 yýlýnda kurulmuþtu. Teþkilatý Mahsusa iki bölümde örgütlenmiþti; birinci bölümü Muharip olarak isimlendirilen bir anlamda askeri operasyon, eylem ve hareket dairesiydi. Ýkinci bölümü ise, mücahit olarak isimlendirilen, bir anlamda da palan ve teori dairesiydi.
Muharip in üyeleri arasýnda; ”Kemal Paþa, Ýsmet Ýnönü, Nafiz Gürman, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Fevzi Çakmak, Kazým Orbay, Yakup Cemil, Topal Osman” gibi isimler vardýr. Muharip bölümde ise; ”Ziya Gökalp, M. Akif Ersoy, Celal Bayar, Ömer Seyfettin, Hüseyin Cahit Yalçýn gibi isimler bulunmaktaydý.
Türk devletinin kuruluþundan sonra, Teþkilatý Mahsusa, Milli Ýstihbarat Kurumu ( MÝT ) ve jandarma istihbarat þeklinde örgütlendirildi. 1952 yýlýnda ise, Seferberlik Tetkik Kurulu adýyla özel bir ad altýnda örgütlendirildi.
1974 teki emperyalist yayýlma harekatýnýn gerçekleþtirilmesi açýsýndan gerekli koþullarý oluþturmak için, provaktif eylemlerde bulunan ve daha sonra Rumlara katliamlar yapan bu özel birim, Türk Mukavemet Teþkilatý adýný kulandý. Orduya baðlý olarak Özel Harb Dairesinin kuruluþu ile de, bu daireye baðlý olarak oluþturulan özel kuvvetler komutanlýðýna baðlý bazý birimlerde örgütlendirilerek, Türk kontrgerillacýlýðý devam ettirildi. Bunlar Ýttihatçý - Kemalist ideolojiyi ve bu ideolojik politik çizginin pratik yönetim aygýtý, yada Türkiye nin sürekli iktidarý olan Orduyu iktidarda tutmak için, her türlü gayri meþru eylemi yapmakla görevli ve yetkili birim olduðundan, darbe ve katlim birimi olarak nitelendirilmesinde hiçbir sakýnca bulunmamaktadýr.
Devletin resmi bir birimi olan Türk kontrgerillasý; Seferberlik Tetkik Kurulu, Türk Ýntikam Tugayý, Türk Mukavemet Tugayý, Jit, Jitem, Hizbullah ve Ergenekon adlarýný yakýn tarihte kullandý. Seferberlik Tetkik Kurulunun, gerçek adýyla kontrgerillanýn talimatname þifresi, ”Sahra Talimatnamesi 31. maddesinde;” gayri nizami harp unsurlarýnýn iki gruptan oluþtuðu, birincisinin yer altý grubu ve ikincisininse yer üstü grubu olduðu belirtildikten sonra, yer altý grubunun sabotaj ve cinayet birimlerinin bulunduðu anlaþýlmaktadýr.
Talimatnamedeki görev ve yetkileri; ”adam öldürme, bombalama, silahlý soygunculuk, kötürüm haline getirme ( sakat býrakma ), iþkence, adam kaçýrma suretiyle tedhiþ ve olaylarý tahrik, kundakçýlýk, misilleme ve rehinelerin alý konmasý, sabotaj ve yalan haber yayma, zorbalýk ve þantaj ” olarak ortaya konulmaktadýr. Yine talimatnamede; “Bir gayri nizami kuvvetin yeraltý unsurlarý, kaide olarak kanuna sahip deðillerdir”. denilmektedir. 1996 yýlýnda Milliyet Gazetesine manþet olan Gizli Milli Güvenlik Kurulu raporunda; ülkemizin insansýzlaþtýrýlmasý ve asimilasyonun daha yoðun gerçekleþtirilmesi için dil ve kültür açýsýndan bakir olan Kürt köylerinin boþaltýlarak göçertmelerin saðlanmasý, PKK ye sempati duyan normal sivil içindeki insanlarýmýzýn PKK nin silahlý militanlarýyla özdeþ tutularak imha edilmesi, iþyerlerinin kundaklanmasý, bombalamalar yapýlmasý ve sonuç itibariyle halkýmýzýn sindirilip fiziki teslimiyet koþullarýna alýnmasýnýn amaçlandýðý, yani yapýlan her þeyin görünen devletin resmi politikalarýnýn bir sonucu olduðu aþikardýr. Kimilerinin yansýttýðý gibi, olaðanüstü ve doða üstü bir güç bir yerlerden çeteler üretip, Türk devletinin içine þýrýnga etmemiþtir. Türk devletinin kuruluþunda rol olan Kuvvayi Milliye, esasen Kürt Ezidilerinin, Ermenilerin, Asurilerin, Pontuslu Rumlarýn mallarýna konan ailelerin bu mallarý kaybetmemek için oluþturduklarý çeteci birimlerdir. Selanik ten getirilen sabataylar ile Türkler, Ermenilerin, Asurilerin ( Nasturi, Süryani, Keldani ), Pontuslu Rumlarýn þehirlerdeki arsa, tarla ev ve ticarethaneleriyle iþ yerlerinin üzerine oturtulmuþtur. Bu durum sadece Osmanlý bakiyesinden çýkarýlan Türk devletinin niteliðini deðil, ayný zamanda sýnýfsal olarak Türk burjuvazisinin oluþum þeklini de göstermektedir. Bu nedenle devlet adýna çetecilik yapanlar kahraman ilan edilmekte, devlet madalyasý ile ödüllendirilmekte ve istisnaen bunlardan deþifre olaný hakkýnda bir dava açýlsa dahi, ya delil yetersizliði nedeniyle berat ile sonuçlandýrýlmakta, ya zamanaþýmýyla sonuçsuz býrakýlmakta, yada cinayetten deðil de, görevi kötüye kullanma gibi uyduruk maddelerden þekli bir ceza verilerek, dosya kapatýlmakta ve lokal bir durum gibi gösterilmektedir. Bu durum ayný zamanda Türk devletinin ikili “hukuk sistemini” ortaya koymakta, sürekli faþizmle yönetilen devletin devrimci mücadelenin yükseldiði dönem ve yerlerde taktik olarak açýk faþizme geçerek, kontrgerilla kanununu uyguladýðý, buna karþýn devrimci mücadelenin yükseliþte olmadýðý dönemlerde ise, yine taktik olarak örtülü faþizme geçtiði ve bu durumda da mevzuattaki kanunlarýný uygulandýðý anlaþýlmaktadýr.
Pratikte her türlü suç ve cezadan muaf tutulan Türk devletinin iyi çocuklarýnýn son yüzyýllýk tarihte yapmýþ olduklarý bazý provaktif olaylarý ve soykýrýmlarý þu þekilde sýralayabiliriz:
1- 1915 te Ýttihadý Terakki hükümetinin kararý ve Nisan ayýnda çýkarýlan zorla göçertme kanunu yanýnda, Þeyhülislamýn milleti mahkuma olarak isimlendirilen gayriislamlara karþý fetvasý, Osmanlý düzenli ordusu yanýnda, Teþkilatý Mahsusa nýn eylemleri neticesinde gerçekleþtirilen soykýrým ile 1924 te nüfus mübadelesi çerçevesinde Selanik’ten getirilen Sabataylarýn, Sabatay Mustafa Kemal yönetimi tarafýndan, Türk üst yönetim kemsi ile birlikte gayri Ýslam halklarýn mallarýnýn üzerine oturtulmasý,
2 - 1921 de Topal Osman ve merkez ordusu komutaný Sakalý Arnavut Nurettin Paþa nýn patik te baþ rolünü oynadýðý Sivas ve çevresinde ( Koçkiri de ) Kürt ulusal dini Zerdeþtliðin devam ettiricisi olan Kýzýlbaþ ( alevi ) Kürtlerin toplu imha ve göçertmeden geçirilmesi,
3 - 1934 yýlýnda çýkarýlan Trakya olaylarý,
4 - 1937 - 1938 de 80 bin Kürt Alevisinin jenosidi,
5 - 1955 yýlýnda Atatürk ün evinin bombalandýðýnýn mit elemanlarýnca provokasyon amaçlý olarak söylenmesi, ekspres gazetesinde yayýmlanmasý ve metropollerdeki Ermeni Rum Asur imalarýnýn yaðmalanarak fiziki saldýrý ve göçertmelerle karþý karþýya býrakýlmalarý ( 6-7 Eylül olaylarý ),
6 - 1964 sürgünü ve varlýk vergisi
7 - Nisan 1978 deki Malatya Kürt Kýzýlbaþ soykýrýmý,
8 - Aralýk 1978 deki Maraþ Kürt Kýzýlbaþ soykýrýmý,
9 - 1980 deki Çorum Kýzýlbaþ ( alevi ) soykýrýmý,
10 - 1991 yýlýndan itibaren Kürt kýr nüfusunun asimilasyona tabi tutulmasý, Türk metropollerine de ucuz iþ gücü olmasý, sindirilip teslim alýnmasý için köylerinden sürülmesi ve 4000 köyün yýkýlýp yakýlmasý, bütün ormanlarýn kundaklanmasý ile faili meçhul adý altýnda sindirme ve teslim alma amaçlý 125.000 faili meçhul öldürme, kundaklama ve yaralama, kaçýrma, kuyulara atma olayýnýn gerçekleþtirilmesi,
11 - Sivas ta 1993 yýlýnda 33 alevi aydýnýnýn Türk devletinin güvenlik görevlilerinin gözü önünde hunharca yakýlmasý soykýrýmý,
12 - Ýstanbul un Gazi mahallesinde ve 1955 yýlýnda tarama neticesinde gerçekleþtirilen Kýzýlbaþ soykýrýmý,
13 - Þemdinli olayý ve halkýn bizzat yakaladýðý Türk ordusunun iyi çocuklarý
14 - Ergenkon diye isimlendirilen Türk kontrgerillasýnýn plan ve teori dairesinin kýsmi bir kimsinin tutuklanmasý, ordunun tutumu ve hareket dairesine hiç dokunulmamasý,
15 - Güney Kürdistan ý istikrarsýzlaþtýrmak için örtülü savaþ baþlatýlmasý, Türkmen Cephesi de kullanýlarak; Kerkük, Süleymaniye ve Hewler ( Erbil ) de patlama ve bombalamalar yapýlmasý,
16 - Lozan antlaþmasý, Sadabat Paktý, Cento, Sento gibi bölgesel paktlara korunan statükonun devamý için, Rusya – Çin – Türkiye - Türkik Cumhuriyetler – Ýran – Suriye – Hamas - Lübnan Hizbullahý-El Kaide eksinli bir ittifak ve müttefiklik iliþkisinin geliþtirilmesi, bu çerçevede bölgesel bir savaþýn veya üçüncü dünya savaþýnýn konumunun ( pozisyonun) alýnmasýdýr.
17 - Yalçýn Küçük, Doðu Perinçek ve Mihri Belli gibi dönmelerin hem Güney Kürdistan federal yönetimini judaik devletin iþbirlikçisi olmakla suçlamalarý, hem de Erbakan a darbe tehdidi yaparak Ýsrail le stratejik anlaþma yapan Türk ordusunun adý geçtiðinde ise salavat getirmeleri, Ýsrail in iþbirlikçisi olan ve ilk büyük judaik devlet olan Türkiyelerine ise, bu kadar sevdalý olmalarýna, ikiyüzlülükten baþka bir þey diyemiyoruz. Türk devletinin ve ordusunun iþbirlikçileri olan Yalçýn Küçük, Doðu Perinçek ve Mihri Belli gibi kiþilerin, geçmiþte Kýbrýs ýn Türk devleti tarafýndan iþgal edilmesini, iþgalcilik ve emperyalist yayýlma olarak nitelendirirlerken, milliyetçiliðin yükseliþe geçtiði ve para edebileceðinin düþünüldüðü yakýn dönem sürecinde ise; aðýz deðiþikliðine gittikleri bilinmektedir. Yalçýn efendi artýk Kýbrýs gazisi olduðunu söylemektedir. Doðu Perinçek ise, Türkiye nin güvenliðinin Kýbrýs tan geçtiðini belirtmekte ve Denktaþ aðzýný kullanmaktadýr. Kýbrýs meselesinde Denktaþ ýn beynine sahip olan diðer bir kiþide Mihri Belli olmaktadýr. Yalçýn efendi baþka bir halkýn tarihsel demografik, coðrafik ve hukuksal açýdan topraðý bulunan Kýbrýs ýn iþgal edilmesinden artýk utanç duymuyor olmasýndan olacak ki, gittiði her yerde kendisine de bir pay çýkarmakta ve Türk ordusunun baþka bir halkýn topraðýný iþgal etmesi pratiðinden heyecan duyarak söyleyeceklerini gevelemektedir. Var olan statükoyu korumak adýna bir emperyalist gücün kucaðýndan, diðer emperyalist gücün kucaðýna giden ve baþka bir halkýn topraðýnýn iþgali ile taþýrýlan 50 bin kiþiye devlet istemleri karþýsýnda, en kadar anti emperyalist olduklarý ( ý ) görülebilmektedir. Kürdistan daki sömürgeci egemenlik isteminin devamý için çýrpýnan ve deliye dönen de bu tipler Türk ordusuna Güney Kürdistan ý iþgal etmesi için çaðrýda bulunurken, kendi devletlerinin emperyalizminin düdüðü olduklarýný ortaya koymaktadýrlar. Bunlar kendi devlet ve ordularýnýn emperyalizminden yana, baþka emperyalist devletlerin emperyalizmine ise, karþýdýr. Gayri Müslimlerin soykýrým olgusunu kabul etmeyen ve çarpýtanda bu kiþiliklerdir.
18 - Kemalizm’den kesin kopuþ saðlamayan ve Kürt ulusunun kendi baðýmsýz devletini kurmasý mücadelesine açýk destek vermeyen, soykýrýma uðramýþ haklarýn, temel haklarýndan yana tutum almayan ve kendilerini sözde sosyalist olarak nitelendiren legal veya ilegal Türk solculuðundaki bütün örgütlerde, Kemalist – ittihatçý – orducu - cuntacý gerici çizginin birer sarsakçýsý durumundadýr. Türk solculuðunun sosyalizme yabancý kalmasýnýn ve Türk solculuðunun anlayýþ ve pratik yaklaþýmlarý karþýsýnda, halklarýn sosyalizmden kaçmasýnýn bir nedeni, bünyesinde taþýdýðý bütün gericilikler içinde en gerici olan Kemalist - ittihatçý çizgidir.
Bu Ýttihatçý – Kemalist - Orducu özeliði nedeniyle hiç bir zaman Marksist damar kazanmamýþ bir solculuktur.
Marksist damardan soyut bir devlet - ordu solculuðunun ortaya çýkmasýnda ittihatçý - Kemalist-orducu – cuntacý Deniz Gezmiþ, Sarap Kuray, Mihri Belli, Mahir Çayan, Doðu Perinçek, Doðan Acýoðlu, Mustafa Suphi, Þefik Hüsnü gibi örgütlere liderlik etmiþ kiþilerin çýkýþta dahi, Marksist damarýn tahrip edilmesi ve gerici bir devlet solculuðunun oluþturulmasýnda birinci derecede sorumluluðu bulunmaktadýr. Mustafa Suphi bir ittihatçýlarýn bir üyesiydi ve TKP yi kurarken de ittihatçýlýktan kesin kopuþ saðlamýþ deðildi. TKP bu nedenle Kürtler açýsýndan dil - kültür haklarý dýþýnda hiçbir hakký formüle etmemiþ ve Ermeni soykýrýmýný da kabul etmeyerek, mukatele olarak algýlamýþ, soykýrýmdan kurtulup Halep e baðlý Dere zor ilçesine gelebilen 2000 Ermeni yi katýl etmek üzere, ittihatçý Talat Paþa tarafýndan Dere Zor musatarýfý olarak atanan bir seri katil olan Salih Zeki gibi kiþileri üye edinme ve temsilci atamayý da örgütü ve sýfatý için problem görmemiþtir. Mustafa Kemal ve diðer ittihatçý kadrolar ile ayný þeyi söyleme adýna, ittihatçý çizgiden ayrýlan Çerkez Ethem i hain ilan edende, Mustafa Suphi dir. Bu konuda da Kemalistlerin yanýnda yer almýþ ve Çerkez Ethem i anarþisti olarak nitelendirmiþtir.
Kemalistlerle birlikte kurtuluþ savaþýna katýlmak üzere, Mustafa Kemale haber vererek, Kars a gelen Mustafa Suphi ve arkadaþlarý, Kemalistlerin örgütlediði sivil tepkiler gerekçe gösterilerek Trabzon a götürülmüþ, silahsýzlandýrýlmalarý takiben de bir tür kayýða zorla bindirilip denize açýlmalarý saðlandýktan sonra, Mustafa Kemalin adamlarýndan olan Topal Osman ve Yahya Kahya gibi kiþilerin saldýrýsýyla 14 arkadaþýyla birlikte boðularak katledilmiþtir. Mustafa Suphi den sonra TKP nin baþýna geçen Þefik Hüsnü ise, Þeyh Sait ayaklanmasýný Enternasyonale gerici bir ayaklanma olarak aktarýp kabul ettirmiþ, Mustafa Suphi den daha Kemalist ve daha gerici bir ideolojik politik çizginin temsilcisi olmuþtur. Mustafa Kemal, TKP li Mustafa Suphi ve Arkadaþlarý kurtuluþ savaþýnda birlikte savaþmak üzere yola çýkarken, sahte bir TKP nin kuruluþunu ve þubelerinin oluþturulmasý iþini hýzla tamamlayarak, siyasi açýdan da alternatif olmalarýnýn önünü almýþtý. Mustafa Kemal in meclisteki en tehlikeli muhalifi olan Þükrü Bey de, Topal Osman aracýlýðýyla kaçýrtýlýp öldürüldükten sonra, tutuklanýp cezalandýrýlmasý kararý çýkmýþtý.
19 - Topal Osman, Mustafa Kemalin kendisini kullanýp söz konusu karar karþýsýnda sahip çýkmamasý üzerine de, lideri Mustafa yý cezalandýrmak üzere, peþine düþmüþse de muvafýk olamamýþ ve kendisi ortadan kaldýrýlmýþtýr. Yahya Kahya da kara denizdeki boðdurma olayýndan sonra, bazý olaylarda kullanýldýktan sonra öldürülmüþtür. Ýttihat-ý Terakki tarafýndan Kuþçubaþý Eþref e gayri nizami harp yöntemlerini esas alan özel bir örgütün kurulmasý görevi verilince, ilk görüþtüðü kiþi Yakup Cemil olmuþtu.. Yakup Cemil, kendi adamalarýný kendisinin seçmesi koþulu ile teþkilata çalýþmaya ve adam bulmayý kabul etmiþtir. Özel bir yetki ile 2000 azýlý adli mahkumun kaldýðý Sinop cezaevine giderek, bunlarýn kendisi ile çalýþmasý karþýlýðýnda, hepsine cezaevi kapýsýný açmýþtý. Asuri, Kürt Ezidi, Rum ve Ermenilerin katledilmelerinde ve mallarýnýn yaðmalanmasýnda ve sonuç itibariyle Teþkilatý Mahsusa nýn oluþturulmasýnda büyük katkýlarý olmasýna raðmen, Talat Paþa nýn lider kalmasýna muhalif noktaya geldiðinden öldürülmüþtür.
Türk kontrgerillasýnýn adýna adam öldürenlerin sonu da kurbanlarýndan farklý olmamaktadýr. Sýrlarýyla birlikte topraða gönderilmektedirler. Bu durum kaza süsü verilerek Abdullah Çatlý nýn tasfiye edilmesi, Cem Ersever in Veli Küçük ekibi ile girdiði iç iktidar mücadelesini kayb etmesi ve bazý sýrlarý Aydýnlýkçýlarýn yayýn organý aracýlýðý ile dýþa vurmasý üzerine, Abdullah Çatlý tarafýndan sorgulandýktan sonra öldürülmesi ve gereksiz halle gelen, deþifre olan, denetimden de çýkan Veli Küçük ün gözden çýkarýlýp cezaevine alýnmasý, Türk kontrgerilla teþkilatýnýn yaklaþýk yüz yýllýk iç tasfiye tarzýnýn dahi deðiþmediðini göstermektedir. Dönemin genel kurmay baþkaný orgeneral Semih Sancar, baþbakanlardan Bülent Ecevit ten kontrgerilla faaliyetleri için para isteyince, Ecevit, kontrgerilladan haberdar olmuþ, savcý Doðan Öz den bir rapor hazýrlamasýný istemiþti. Bu olaydan sonra Ýzmir Çiðli de Ecevit e suikast düzenlendi. Savcý Doðan Öz de 24 mart 1978 de suikast sonucunda öldürülmüþtü..
20 - Uydurma ve yalanlardan ibaret Türk tarih yazýmýnýn tersine, Mustafa Kemal, Ýngilizlerin ve Osmanlý padiþahi Vahdettin nin isteði ve bilgisi dahilinde, daha önce çeþitli yerlerde baþlamýþ direniþleri kontrol atýna almak ve 1916 Yýlýnda Rusya, Ýngiltere ve Fransa nýn ajanlarý aracýlýðý ile imzaladýðý gizli anlaþma olan Seykes - Pikot antlaþmasýnda belirlenen sýnýrlar ile sýnýrlý kalmak kaydý ile bir devletin kuruluþu için görevlendirilmiþtir Seykes - Pikot antlaþmasýnda bizim serhat bölgesi dediðimiz ve sömürgeci devletin de “doðu Anadolu“ dediði topraklarýn önemli bir bölümü ve Erzurum’a kadar olaný Rusya býrakýlmýþtý. Ancak Lenin devrim yapýp, bu gizli anlaþmayý deþifre ederek, Erzurum’a kadar olan alandan Rus askerlerini gönüllü olarak çekmiþti.
Seykes - Picot anlaþmasýnda Musul eyaleti, baþta Fransýzlara ve buna karþýn Lübnan ise, Ýngilizlere verilmiþ olmakla birlikte, daha sonra petrol alanýn önemli bir kimsinin Fransýzlara geçmesine itiraz eden Ýngilizler, iç anlaþma ile Lübnan ý Fransa ya vererek, Musul u onlardan almýþtý. Bu deðiþ dokuþ dýþýnda, Seykes - Pikot antlaþmasý çerçevesinde Mustafa Kemal e bir devlet kurdurulmuþtur. Mustafa Kemal, Kürdistan a gitmeden, Kazým Karabekir ve Rauf Bey gönderilmiþti. Mustafa Kemalin in Samsun a çýkýþýndan önce, kendisinin bulunmadýðý Balýkesir kongresi yapýlmýþtý. Balýkesir kongresinden hiç bahsedilmesinin nedeni, her þeyi Mustafa Kemal le baþlatmaya dönük uydurmalardan ibaret tarih yazýmýdýr. Mustafa Kemal ve arkadaþlarýnýn baðýmsýzlýkçý ve devrimci olduðu da yalandýr. Sivas kongresinde oy biriliði ile Amerikan mandasýnda yaþama karý alan Mustafa Kemal ve arkadaþlarý olup, bu husustaki taleplerinde bir mektupla Amerika ya bildirmiþlerdir. Bir ittihatçý olan Mustafa Kemal, Talat paþa nýn, Cemal Paþa nýn ve Enver Paþa nýn Almanlarla iþbirliðinin baþýný çekmesi ve yenilgi sonrasýnda, Ýngiliz - Fransýz iþbirlikçiliði yapmýþtýr. Enver Paþa da, yenilgi sonrasýnda, Ýngilizlerin konsepti çerçevesinde sýnýrlandýrýlmýþ bir Türk devletinin kuruluþunda bir iþbirlikçi olarak Ýngiltere ile çalýþmak istemiþ ise de, kendisinin iþbirlikçilik talebi kabul edilmemiþtir. Enver, Cemal ve Talat temizlenerek Kemal in önü daha da açýlmýþtýr.Ýngilizler diðerlerine nazaran Kemal in kontrol ve yönlendirilmesini daha kolay buluyorlardý.. Ýngiliz - Fransýz iþbirlikçisi olarak Mustafa Kemal kabul edilip, Seykes - Picot anlaþmasýndaki sýnýrlar çerçevesinde kapitalist bir devlet kurmak üzere görevlendirilmiþ ve önü açýlmýþtýr. Kemal Paþa, Vahdettin in ve Ýngilizlerin bilgi yönlendirmesi ve talimatý çerçevesinde, Seykes Picot anlaþmasýndaki sýnarlar içinde kalmak kaydýyla, daha önce Kürdistan da baþlamýþ olan direniþi kontrol etmek ve kontrol içinde belirlenen sýnýrlar içinde tutmak üzere görevlendirilmiþti. Samsuna çýkarken de Türk tarih yazýmýnda belirtildiði gibi tek baþýna deðil, 16 Osmanlý kadrosu ile birlikte ve gemiyle gitmiþtir. Tarihi bir birey bibyografyasýna dönüþtürmek, Ýngilizlerle Vahdettin nin iradesine raðmen, harekete geçtiði yalanýný doðrulamak için, tek baþýna Samsun a çýktýðý zýrvasý üretildi. Samsun a çýkýþý sýrasýnda Havza da ilk görüþtüðü kiþide Topal Osman dýr. Kemalistlerin Misak ý Milli olarak tanýmladýklarý sýnýrlar da, Kemal Paþa nýn baþýný çektiði Ankara daki meclis tarafýndan deðil, 1920 yýlýnda Ýngilizlerin ve Vahdettin nin denetimindeki Ýstanbul meclisinde karar altýna alýnmýþtý.
Mahir Çayan, ”Bütün Yazýlar” adlý kitabýnda Kemalizm için;”küçük burjuvazinin radikal devrimci hareketi” þeklinde tanýmlarken, aslýnda kendisinde hakim olan ittihatçý - Kemalist anlayýþý ortaya koymaktadýr. Mustafa Suphi ve arkadaþlarý da Kemalizmi devrimci nitelendirerek kurbanlýk koyun olmuþtu. Bildirileri esas alýnýrsa Kürt ulusuna kültürel özeklik dýþýnda bir hakký layýk görmedikleri görülmektedir. Deniz Gezmiþ in babasýna göndermiþ olduðu 16 01 1971 tarihli mektubunda, bütün partilerin Kemalist çizgiden saptýklarýný ve kendileri nin Kemalist muhalefeti devam ettirdiklerini yazarken; ”Baba sana her zaman müteþekkirim. Çünkü Kemalist düþünceyle yetiþtirdin” demektedir. Deniz Gezmiþ lerin Samsun dan Ankara ya yaptýklarý yürüyüþte, ”Ordu gençlik el ele” slogan ve pankartlarýyla yürüdükleri de bilinmektedir. Srap Kuray, deniz kuvvetlerinde bir teðmen iken, örgütsel mücadeleye katýldýðýný, Mahirleri cezaevinden bir subayýn yardýmý ile kaçýrdýðýný, bir yüzbaþýnýn talimatý ile eylemler yaptýklarýný, Suphilerden bu yana ordu - millet birliðinin esas olduðunu ve bunun “devrimci” olduðunu belirterek, halla ayný çizginin takipçisi olduklarýný, en son 16 02 2009 tarihinde ve Alevilerin kanal 12 televizyonunda olmak üzere sürekli dile getirmektedir. Srap Kuray ve Teslim Töre nin kendileri üzerine fazla gelmesi halinde,konuþacaklarýný basýna yansýtarak, merkeze dikkat çektikleri de görülmektedir..
Deniz Gezmiþ ve Mahir Çayan nýn ordu tarafýndan kullanýlarak, eylemlere sevk edildikleri ve eylemlerinin darbe yapmanýn gerekçesi olarak kullanýlýrken, kendilerini de kurban yaptýklarý bilinmektedir. Hiç bir ideolojik olgunluk ve yeterlilikleri olmamasýna raðmen, Türk solculuðunun bunlarý ideolojik politik ikonlarý haline getirerek, çizgi ve pratiklerini sorgulayamamasý ve bir tür dini inanç gibi ön kabullerle yaklaþmasý, orduculuk ve Kemalizim ile ittihatçýlýktan kopma uðraþýný vermemeleri, gericiliklerinin temel nedenleri arasýndadýr.
Doðu Perinçek, devrimci gördüklerinin ad ve adreslerini gazetesi Aydýnlýkta yayýmladýðýndan, ve 80 öncesinde de pek çok istihbarat raporunu yayýmladýklarýndan, kendilerini sol olarak tanýmlayan hareketlerin büyük bölümü bunlarý içinde devlet ajaný olduklarý gerekçesiyle teþhir ve tecrit ettikleri bilinmektedir. Türk devletine karþý Sovyetler Birliðini tehdit gördüðünden, bu sosyalist ülkeyi sosyal emperyalist olarak tanýmlayan Perinçek in, bir tek taþ dahi dýþardan atýlmadan Sovyetler Birliðinin özde yapýsal sorunlarý sebebi ile çözülmesi sonrasýnda, Rusya da kapitalist - emperyalist sistemin ortaya çýkmasý üzerine ise, Rus emperyalizmi ile stratejik müttefiklik iliþkisini savunmaya baþladýðý sýr deðildir Perinçek ve yol arkadaþý Yalçýn Küçük, þu anda Veli Küçük ve Ýbrahim Þahin nin çeteci arkadaþý olmaktan dolayý tutuklu olarak yargýlanmaktadýr. Milli Demokratik Devrimin tamamlanmasý tezinin savunucusu olan Mihri Belli, Doðu Perincek ve ordu aracýlýðý ile sosyalist devrim yapma tezini ortaya atan Doðan Avcýoðlu ve de kendisini Doðan Avcýoðlu nun ideolojik çizgisinin devamý olarak gören Yalçýn Küçük ün, ”ittihatçýyýz – Kemalistiz – orducuyuz - cuntacýyýz” þeklinde kendilerini tanýmladýklarý kitaplarýndan ve söylemlerinden açýkça anlaþýlmaktadýr. Srap Kuray, Mihri Belli, Doðu Perincek ve Yalçýn Küçük gibi kiþiler; Türk devletini Kerkük ve Musul iþgal etmesi için emperyalist yayýlmacý pratiðe çaðýrýrken ve tekelli yapýsý olan devletlerinin, hata Oyak ile tekelli olan ordularýnýn avucundan içtikleri suya bin salavat getirirken, hangi anti emperyalistlikten bahs etmektedirler. Sosyalizmde kendi devletlerinin emperyalist pratiðine karþý olmayan, ancak baþka devletlerin emperyalist pratiklerine karþý olanlara sadece iki yüzlü ve kendi burjuva devletlerinin uþaðý denilmektedir.
Bunlarýn Musul ve Kerkük için güney Kürdistan ý istikrarsýzlaþtýrmak için bir taraftan ordularýný örtülü savaþ pratiklerine çaðýrdýklarý, ayný zamanda cumhuriyetlerinin eksikliklerini gidermek üzere askerlerin yönetime darbe ile el koymasýný istedikleri ve çareyi cuntacýlýkta gördükleri, halka inanmadýklarý ve her ittihatçý gibi tepeden belirlemeyi esas aldýklarý aþikardýr. Yalçýn efendi 32. gün programýnda,” cumhuriyetin eksiklerinin giderilmesi için, 20 yýllýk bir askeri yönetimin iyi bir süre” olduðunu söylemekteydi. Paþalarýn adýný söylerken de bir peygamberin adýný söyler gibi, Yaþar paþa hazretleri, Kemal Paþa hazretleri diyerek basit bir ordu ve darbe þakþakçýsý dýþýnda bir þey olamadýðýný ve olamayacaðýný belgelemekteydi. Mihri Belli yazýlarýnda, Srap Kuray televizyonlarda Ergenekon dan tutuklananlara desteklerini açýkça ortaya koymaktadýrlar. Yalçýn Küçük ise, her zaman küçücük pratiklerin küçük, ama abartan adamýdýr.Konformist ve korkaktýr, hiçbir dayanýklýlýk özelliði bulunmamaktadýr. Cezaevinde yaþamaya dayanamayan zayýf özellikleri nedeniyle yaþamdaki zayýflýklarý tiraji - komik birer fýkra olarak anlatýlmaktadýr.
Örgüt adamý olmayý kaldýrabilecek bir kiþilik deðildir. Sadece yalaný gerçeðin yerine geçirmede, spekülasyon ve uydurma üretmede, çarpýtmada, abartmada iþ görebilecek popülist bir tiptir. Ýlgi açlýðý içindedir, kendisini ispatlamamýþ olan bir bireyin piþiþik durumunu ortaya koymaktadýr. Bu nedenle televizyona çýktýðýnda dahi ilgi çekmeye çalýþmakta, ekranýn içinde zýplayýp çýrpýnmakta ve kendisini de sürekli olmayan özellikleriyle anlatmaktadýr. Sözde Türk sosyalistleri tarafýndan Mihri Belli adlý cuntacýya, en yaþlý sosyalist olmasý ve yaptýklarý sözde katkýlar nedeniyle kutlama günü organize edilmiþti.. Bu durumda, Türklerde devrimci adam kýtlýðýnýn bulunduðunu, ve ilgili organizasyonu yapanlarýnda Mihri Belli gibi olduðunu söyleyebiliyoruz.
Kendilerini Türk solu olarak tanýmlayanlarýn ideologlarýnýn bu traji komik durumlarý da, devrimci bir nitelik taþýmadýklarýný göstermektedir. Adý geçenler var olan ittihatçý - Kemalist ve orducu çizgileriyle devrimci olamazlar, tersine devrimci ideolojik politik çizginin tecavüzcüsü olurlar. Ýttihatçý – Kemalist - orducu ve cuntacý olan Türk solculuðunun devrimcileþme ihtimal bulunamamaktadýr. Dünyada tekelci olan tek ordu Türk ordusudur, bünyesinde 29 sektör bulunan Oyak tekeli ile kendi kendisini finanse eden tek ordudur.
Ezberci, þabloncu, dogmatik, kendi burjuva ordusunun iþbirlikçisi ve darbeden medet uman, mektepli ve marjinal kalan söz de bir solculuktur. Kemalizmi devrimci olarak nitelendirenlerin güneþ dil teorisi ve Türk tarih tezini bilmedikleri, ve bu nedenle Kemalizmin ideolojik boyutunu tanýmadýklarý, yada sosyalist ideolojiye inanmamalarýna raðmen, birer büyük devlet sövenisti olarak ezen ulus çýkarý adýna terminoloji olarak kullanmakla görevli olduklarýný, sosyal sövenlikten kurtulmadýklarýný, Kemalist statükonun birer kulu ve tapýcýsý durumuna düþtüklerini, bu nedenle ezilen ulusun haklarý karþýsýnda bir liberalden bile daha statükocu konuma düþtüklerini söyleyebiliriz. Bu tür bir anlayýþ ve bireylerle sosyalizmin kazanýlmasý ve insanlarýn devrime çekilmesi olanaklý deðildir. Kemalist – orducu - darbeci ve cuntacý çizgiden kesin kopuþ saðlamadan, Marksist damarýn kazanýlmayacaðýný göremeyen sözde Türk solculuðu içindeki hiçbir akýmýn, herhangi bir geleceði yoktur. Kemalist - ittihatçý olan her akým, yada bu gerici çizgi ile kesin kopuþ saðlamayan her örgüt; bu ideolojik çizginin temel temsilcisi olan devletin çekirdeði durumundaki ordunun iþbirlikçisi olmaya açýk olacaktýr. Kemalist ve orducu olan her akým, Kemalizm deki temel tarz ev anlayýþta olduðu gibi, halký örgütleyerek alttan geliþtirilen bir alt üst oluþla devrimsel geliþme yaratma yerine, tepeden bir ordu müdahalesi ( darbe ) sonucunda gerçekleþebilinecek burjuva dönüþtürmelerden medet umacaktýr. Bu durumda da ister istemez kendilerini sosyalist olarak tanýmlayanlar, burjuva devletin birer yedeðine dönüþecek, ve birer selpak olarak kullanýldýktan sonra atýlacaktýr. Toplumun ve devrimsel geliþmenin ihtiyaçlarýný tüketme yanlýsý olanlar, Kemalist - orducu çizgiyi takip edecektir. Devrimciler ise, her koþulda bu gerici çizgiyi reddedecektir.
Kemalizm ve ittihatçýlýktan kopmayan her örgüt, ordu darbeciliðine ve üsten inmeci tarza bel baðlayacaðýndan, halk kitlelerini örgütleme ve kitleri harekete geçirerek geliþme yerine, mektepli, kantinli marjinal bir küçük burjuva gerici Kemalist solculuk olacaktýr. Deniz Gezmiþ, Mahir Çayan, Doðu Perincek, Mihri Belli, Doðan Avcýoðlu, Mustafa Suphi, Þefik Hüsnü, Sarap Kuray, Teslim Töre gibi Marksist damar taþýmayan, birer Kemalist - ittihatçý - cuntacý - orducu olan kiþiliklerin anlayýþ ev gelenekleri yanýnda, resmi ideolojiyi iktidarda tutuma aygýtý olan ordu ile hesaplaþmadan, Türkiye de sosyalist - devrimci bir hareketin ortaya çýkmasý olanaklý deðildir. Türkiye de legal yada illegal Türk solculuðunu önemsemiyorum. Kürdisatan nýn baðýmsýzlýðý için pratik mücadele vermeyen, soykýrýma uðrayan haklarýn açýlarýný tanýmayan, bütün dinlere karþý seküler yaklaþým içinde olmayan hiçbir akýmýn, Türkiye solunda devrimci nitelik kazanmasý olanaklý olmadýðýndan, bu nitelikleri kazanmamýþ akýmlar ile Kürdistan ulusal hareketinin taktik ittifaklara dahi girmemesi gerekmektedir.
Mevcut Türk solculuðunu, Kürt ulusunun mücadelesine yaklaþým açýsýndan iki temel gruba ayýrabiliyorum :
Birincisi, Kürüt ulusal - siyasal mücadelesine düþmanlýk besleyenlerdir. Ýkincisi de, Kürt ulusal mücadelesine kullanmacý yaklaþanlardýr. Kürdistan ulusal-siyasal hareketine, devrimci ve enternasyonal yaklaþan seçeneðin ise mevcut tabloda varolmasý olanaklý deðildir. Nitelik ve özellikleri bu çerçevede olan Türkiye solculuðundan etkilenen Kürt ulusal akýmlarýnýn da, devrimci olmasý ve kendilerini sömürgeci devletin merkezine baðlý bir iþbirlikçi çözüm tarzýndan kurtarmalarý olanaklý deðildir. Kesin kopuþ stratejisini esas alamayan, yada bu nitelikteki çizgisini terk eden her Kürt hareketinin de devrimci olamayacaðý aþikardýr. Kürdistan nýn tarihsel, güncel þart ve ihtiyaçlarý üzerinden olmak kaydýyla strateji ve tarz saptayan sömürgeci devletlerden kesin kopuþ çizgisi esas alan her Kürdistan hareketi ise, devrimci rol oynar..
21 – Abdullah Öcalan ýn kültü ve sistemini kullanarak, mürit yada hadým edilmiþ ardýllarý aracýlýðý ile, ordunun hazýrladýðý Kemalizm zahirini Demokratik Cumhuriyetçi PKK ye, ve bu örgütü aracýlýðýyla da Kürt ulusuna içermeye yöneldiði açýktýr. Abdullah ÖCALAN nýn demokratik cumhuriyetçilik adý altýndaki 11 yýllýk ideolojik politik - pratik çizgisi, ülkem Kürdistan nýn koþullarýna indirgenmiþ ittihatçý - Kemalist ideolojik - politik çizgidir. Diðer bir deðiþle, demokratik cumhuriyetçilik; Türk kontrgerillasýnýn, Kürdistan koþullarýna indirgenip uyarlanmýþ kürdi renge kavuþturulmuþ ideolojisidir. Tasfiyeciliðin yeni bir yansýmasý olarak, çatý partisi adý altýnda, örgütsel olarak ta Kürtleri Ergenekon paralelinde düþünen aydýn ev siyasetçilerle ayný partinin çatýsý altýna alarak, Kürt kurumsallaþmasýný tümden tasfiye etmeye ve Kürtleri daha doðrudan denetim alma sürecini derinleþtirmeye yol açmak istedikleri görülmektedir. Liberal bazý Kürtlerin ise, Fethulahçýlarýn yönlendirmesi ve denetimi altýndaki Abant platformunda yer alarak, onlarýn kontrolü ve terminolojisi çerçevesinde iþleyecek bir süreç ve kuþatmaya alýndýklarý da görülmektedir. Her iki tarz iliþki ve konumlanýþta gericidir, ancak Kemalist - ittihatçý – orducu olanlar, Abant platformunda yer alanlardan daha gericidir.
Kürtlerin Türk sömürgeci devlet düzenin iki yorumu ve çatýþan gücü arasýnda bölünüp, onlarýn terminolojisi üzerinden þekillenen anlayýþlarla sorunlara yaklaþýlmasý yerine, Kürdistan ulusal mücadelesinin ihtiyaç ve referanslarýný esas almak kaydýyla, her parçanýn kendi iç birliði ni saðlamasý, ve bunun yananda diðer üç parçayla birlik ve koordinasyonu saðlayacak mekanizmanýn oluþturmasý, ayrýca bu birliðe Kürdistanlý ulusal azýnlýklarýn temsilcilerinin de demokratik bir tarda katýlýmý gerçekleþtirilerek, Kürt birliðinin yanýnda, Kürdistanlýlarýn birliðinin oluþturulmasý, ve ezilen halk durumundaki diðer bölge halklarý ile de ittifak iliþkisine girilmesi en doðru devrimci tutumdur. Demokratik Cumhuriyetçi PKK nin Baþkanlýk konseyi ve Abdullah Öcalan, 1999 yýlýndan itibaren ittihatçý - Kemalist çizginin birer þakþakçýsý durumuna düþürülmüþtür. 1999 yýlýndan itibaren Abdullah Öcalan, Ergenekon ideolojisi olan ittihatçýlýk - kemalizmin yeniden üretilmesi ve savunularak güncelleþtirilmesi iþinden baþkaca bir þey yapmamýþtýr. Bu þakþakçýlýklarýnýn 1970 li yýllardan itibaren Abdullah Öcalan, Kesire Öcalan, Pilot Necati Kaya ve Þahin Dönmez le baþladýðý ve 1999 yýlýnda tümden açýða çýktýðýna dair daha net olgular ortaya çýkarsa da, þaþýrmayacaðým. 1999 yýlýnda ortaya çýkan iþbirlikçiliðin su yüzüne çýkmasýndan sonra, Kürt ulusunun oðullarý Mehmet Þener in Resul Altýnok un, Dilaver Yýldýrým ýn anlayýþ tutum, tavýrlarýný araþtýrma, öðrenme gereksinimi duydum. Þener in, Mustafa Karasu ya göndermiþ olduðu dört sayfalýk mektubunda, ”gazeteci kýlýðýnda kampa gelenlerin çantalarýnda ne var Karasu ?” diye sorarak, Abdullah Öcalan nýn söz konusu gazetecilerle görüþürken, üç kiþilik merkez yürütmede bulunanlarý da dýþarý çýkartarak, yalnýz görüþtüðünü, gazeteci kýlýðýnda gelenlerin devletle aradaki baðlantýyý saðladýðýný yazmaktadýr. Gazeteci kýlýðýnda gidenler ise, Ergenekon operasyonlarýnda tutuklanan Yalçýn Küçük, Doðu Perinçek ve bunlarý ( ergenekoncularý ) dýþardan destekleyen Mihri Belli gibi ittihatçý – Kemalist - orducu ve cuntacý kiþiliklerdir. Bunlardan Yalçýn, “Aydýnlýk Zindan” adlý kitabýnda, PKK kamplarýna keþif kolu olarak gittiðini bir dipnot olarak yazmaktadýr. Ergenekon operasyonunda yakalanan Albay Atilla Uður un, Suriye de Abdullah Öcalan nýn ikamet etiði binada ve ayný kattaki iki dairede kaldýklarý ise, tanýklarýn aðzýndan Kürt internet sitelerinde yazýlmaktadýr. Yine. Abdullah Öcalan nýn bütün dünyada harýl harýl arandýðý izleniminin verildiði 1999 yýlý baþýnda ise, Ýtalya dan, Rusya ya gelmesinden sonra, Albay Levent Ersöz ün kendisini ziyarete geldiði de Kürt internet sitemlerinde yazýlmaktadýr. Apo iliþkisini sürdürmeye devam ederken, Demokratik Cumhuriyetçi PKK Baþkanlýk konseyini Türk kontrgerillasý ile iliþkiye sokmaya baþlamýþtýr.
APO nun avukatlarý ile yaptýðý haftalýk görüþme notlarýnda, önce “Ergenekon a karþý tarafsýz kalsýnlar” diyerek, açýða çýkarýlmalarý için bir basýncýn oluþmasýný engellemeye çalýþtýðý, ve bunlarýn tutumunu AKP ye nazaran övdüðü aþikardýr. Daha önceki görüþme notlarýnda Sarp Kuray ýn tam zamanýdýr dediði, ve bu kiþinin artýk bütün televizyon kanallarýný gezmeye baþladýðý, öte yandan bir arkadaþýný DTP ye gözlemci denetmen olarak yerleþtirdiði, ve çatý partisi adý altýnda Kürt seçenek ve kurumsallaþmasýnýn açýk alanda da tasfiye sürecine alýnmaya baþladýðý görülmektedir.
Mehmet Aðar ýn gerçekleþen eylemleri bilmeyebileceðini söyleyen Apo nun, Ergenekoncularýn yakalanarak teþhir olmaya baþlamasý üzerine ise, bunlarýn gerçek Kemalist olmadýðýný ve Kemalizmi tam anlamadýklarýný söyleyerek, içerisinde bulunduðu iliþki ve kullanýlmýþlýðýna kýlýf oluþturarak, Ergenekon nun resmi ideolojisi Kemalizme toz kondurmamak istemesi, öte yandan on yýldýr bütün hikaye ve masalarýný kemalzim ve Mustafa Kemal ile ilgili seslendirmesi, ve Mustafa Kemal e iliþkin övgülerinin de bir düþünceden öte, kýrýk bir guguk kuþunun sayýklamasýna dönüþmesi üzerinde ise, ayrýca durulmasý gerekmektedir. En son görüþme notlarýnda ise, Ergenekon örgütü adý altýnda tutuklananlarýn kemalizmi tam anlamadýðýný savunarak, bunlar aracýlýðý ile girdiði gayrimeþru iliþkilerine kýlýf aramaya yöneldiði, ve kemalizme toz kondurmamaya çalýþtýðý, ama daha önemlisi Kemalistlerden de daha Kemalist olmaya çalýþtýðý anlaþýlmaktadýr. Yine görüþme notlarýnda, tutuklananlarýn tutumlarý için ”tutumlarý biraz daha farklýydý” diyerek, daha olumlu olduklarýný ve onlarla olan iliþkisi sayesinde bazý geliþmelerin ortaya çýktýðýný, yani son on yýlda demokratik adýmlara atýldýðýný söyleyerek çarpýtmasýna ne demelidir ?
Apo nun on yýldýr açýktan kontrgerillanýn ideolojisi olan kemalizim - ittihatçýlýðý savunmasýna ve kürdi motiflerle Kürdistan a indirgenmesi çalýþmasýný da baþkanlýk konseyi ile birlikte yapmasýna ne demelidir. ? Kemalizm ve ittihatçýlýðý kucaklarýnda kurup darbelerle iktidarda tutanlarýn dahi, tasfiyesi kararýný verdiði bu süreçte, demokratik cumhuriyetçilerin kemalizim kuyrukçusu olmasý, hiçbir Kemalist partinin Kürdistan da miting dahi yapamaz durumda kaldýðý günümüzde, bunlarýn kürdi renklere büründürülmüþ Kemalizmi kendileri vasýtasý ile ülkemize sokmasý iþbirlikçiliklerinin ötesinde aptallýklarýnýn da kanýtýdýr. Bir ajanýn kýzý olduðunu ve baþka bir arkadaþýnýn da sözlüsü olduðunu bilmesine raðmen, örgütünün iç çatýþma içinde tasfiye olmasýný dahi kabullenerek, ajanýn kýzýna olan aþkýndan vazgeçemediðini röportajlarýnda belirtmiþ, devletin mit ajaný Mahir Kaynak ýn yazýlarýndan çok þey öðrendiðini ve ilham alýp beslendiðini yazmýþ, üstelik Yalçýn Küçük gibi kendisini keþif kolu olarak nitelendiren bir kiþinin her tespitinin kafasýnda yeni bir þimþek çakýlmasýna yol açtýðýný itiraf etmiþ bir kiþiliktir. 1978 de Ankara dan Fis köyünde örgüt kurmaya giderken yürüyerek yada özel bir araçla veya otobüsle giderek kamufle olma yerine, uçakla yapýlan yolculuklarýn kayýtlarý devletçe tutulmasýna raðmen, uçakla gidebilmiþtir. Radikal Gazetesi yazarý Avni Özgürel, öðrenciliði sýrasýnda MÝT in bir vakfýndan burs aldýðýný ve Abdullah Öcalan nýn da orda çaycýlýk – getir - götür iþi yaptýðýný, Beka kampýna gittiðinde ona dikkatli bakýnca bu durumu anýmsadýðýný ve kendisinin de durumu hatýrlayarak, ”benden önce açýklama” dediðini yazmakta ve televizyonlarda söylemektedir.
Abdullah Öcalan nýn ; felsefe, ekonomi, hukuk, ideoloji alanlarýnda hiçbir derinliði, hata bilgisi dahi bulunmamaktadýr. Eline geçen her herhangi bir kitabý kaba saba tekrar edebilen bir kiþilik olmasýna raðmen, tarji - komik bir biçimde Marks, Engels, Lenin, Hegel i aþtýðýný söylese de, Bukenin nin burjuva anarþizmini Türk devletinin Kemalist ideolojik - politik ihtiyaçlarý ile kaynaþtýrarak, var olan gerici ideolojik çöplüðe katkýda bulunmaktadýr. Bukunin in devletin kurum olarak varolmasýný red etmesi ile Türk devletinin, Kürdistan ulusal kurutuluþ mücadelesinin toprak – iktidar - baðýmsýz devlet isteminden soyutlanarak, tarihsel ve güncel olarak temel referanslarýný terk edip, bireysel haklar kýrýntýlarýna düþürülerek yozlaþtýrýlmasý saðlanmak istenmektedir. Abdullah Öcalan, kontracý Türk devletinin bu ihtiyacý için kullanýlan ve konuþturulan bir unsurdur.
22 - Bütün bunlarý bu savunmada belirtmemizin nedenin ne olduðu sorulabilir. Pek çok konu ile ilgili temel yaklaþýmýmý ortaya koymamýn nedeni, daha iyi ve bütünlüklü olarak düþüncelerimi anlaþýlýr kýlmak içindir. Diðer açýdan her konudaki duruþumu bir daha ve ýsrarla ortaya koymak içindir. Öte yandan pek çok isim ve birimi olan Türk kontrgerillasýnýn ve bir yansýmasý olan Ergenekon nun ortaya çýkarýlmasý konusunda aktif bir tutumlu olmasý gereken Baro nun hiçbir tutumunun olmamasýna ve buna karþýn Kongrede tek baþýma bu yapýlanmaya karþý tutum alma nedenlerimi belirtmek içindir. Devlet içindeki gizil militarist katliam örgütlerinin ortaya çýkarýlmasý için çaba harcamayan hiçbir Baro, hukuk kurumu olmaz. Ankara Barosunun Ergenekon davasýndan yargýlanan orgeneral Hürsit Tolon nun diðer hastaneler yerine, Gata Hastanesine sevki için baþvuruda bulunduðunu hep beraber basýndan okuduk. O zaman bu tutumdan Baro nun Ergenekon davasýna karþý tutumunun ne olduðunu çýkarabiliriz.
SONUÇ : Savunma yerine geçmek üzere, þimdilik bu eleþtirilerimi arz ederim.
15. 02. 2009
Av . Medeni Ayhan
Dema weþana nivîsê, 08.03.2009
Bakurê Kurdistan ê. Parêzer - Medînî Ayhan
http://www.xoybun.com/extra/slide/Unbenannt-2.swf
http://www.pdk-xoybun.com/nuceimages/Newroz_Kurdistan_PDK_Xoybun_x1.jpg
http://www.pdk-xoybun.com/nuceimages/Nexise_Kurdistane_PDK_b.jpg
http://www.xoybun.com/nuceimages/Parastina_Sinore_Kurdistana_Mezin_1.jpg
|