BİR KÜRD RİTUALI VE ÜTOPYA !: KÜRDOKYA BİLDİRGESİ.....

Wext: Monday, 13.February. @ 00:00:00 CET

Mijar:


Swêd, 12. 02. 2006 — Saygı değer Medeni Ayhan’ın Kürdokya ( Kürdistan ulusal devrimci - demokatik - emekçi iktidar inisiyatifi ) çıkış bildirgesini eleştiren, aydın ve yazarlarımız arasında ilk sırayı almamdan ötürü şahsıma ve düşüncelerime yönelik toplu eleştirisi çoğu kürdistani sitelerde yayınlandı.

Sürece ve koşullara denk düşen bu siyasal çıkış ‘ülke - ulus - bağımsızlık’ üç bileşeninin devredilmez, vazgeçilmez ve tartışılmazlığına güçlü vurgu yapılması ve bunların esas değer olarak savunulması gerekliliğini önemsemekle birlikte Tabelaya kazınan ‘kürdistan ulusal devrimci - demokratik, emekçi iktidar inisiyatifi’ ana başlığını antipatik ve itici olarak görüyorum.

( Foto : Adil Duran )

Yeni siyasal ve toplumsal örgüyü hedefleyen bir yapı, kendisinden önceki yapılardan farklı olarak bu amaç ve hedefleri nasıl gerçekleştireceğini, yol ve yöntemini, ulusal çözüme ilişkin konsepti programa yansıtmak durumundadır. Bu anlamda bildirgede tarihten gelen olgularla dün - bugün - yarına yapılan göndermeler güçlü bir söylem üstünlüğü ile ‘birlik - özgürlük ve bağımsızlık’ istemlerinin ‘ulusal - devrimci - demokratik ve emekçi’ bir tarzda sınıf çizgisini esas alan amaç ve iddiaların çizdiği yoldan gerçekleşmesini öncelikli kılan ideolojik eğilimi, pratik yaşamda halkımızın yaşam gerçekliği biçimi ve ulusal istemleriyle örtüşmüyor. Bunun için dünyayı yeniden keşfetmenin gereksiz olduğu kanaatindeyim !

Ekim devrimi ile başlayan ve dünya çapında reellik kazanan ilk sosyalist denemeler gerileme ye doğru giderek tasfiye ye uğratıldı. Büyük acılar, savaşlar ve yıkımlar yaşayan insanlık, bilinci giderek toplumsal emeğe ve buda değere dönüştü. Uğruna ağır bedeller verilerek, ‘sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz ‘ sosyal bir yaşamın halkalarını yakalayan, işçi sınıfı, ezilen kitleler ve ulusal kurtuluş hareketleri, dış etki ve baskıların yanı sıra başta kendi içsel açmaz ve sorunlarına yenilerek dönüşümü sağlayamadılar. Sosyalist sistemde militarizm ve bürokrasi palazlanarak, devrimin yeterli olarak tabana yansımaması, kitlelerin yeteri kadar aydınlanmaması ve örgütlenmemesi bir bütün olarak sistemin birlikte mücadele imkanlarını uygulamalara ilişkin farklı ideolojik kamplara ayrışması karşısında, kitlelerin devrimci coşku ve şevki boşa çıkmakla beraber, ortak değerlerin ve emeğin militarizme, bürokrasiye ve aristokrat bir kesime aktarılması eşitsizliği, devrimin esas sahibi olan ezilen kitlelerde inanç çürümesine neden oldu...

68 kuşağı Kürdler bu ritualleri, sınıf çizgisi ütopyasını pratik yaşama prensibi haline getirmek için açılım sağlayarak ulusal yelpazeye yaydılar. İleri sıçrama, süreklilik olmadan kopuş eğilimi başgösterdi. Çünkü devrimci yapı, devrimci sınıfın hareketine aktif olarak klavuzluk etmesi ve ezen sisteme başkaldırması için ; bilimsel devrimci birikim ve deneyimi, mücadele için pratik bir zorunluluk ve ihtiyaç haline getiren koşulları güçlendirerek dönüştürmesi gerekliliğini yerine getiremedi. O sürecin karekteristik bir özelliği ve dönemseldi...

Kuzey Kürdistan ulusal gerçekliği açısından ; Kapitalist üretim ilişkilerinin olgunlaşmaması, potansiyel olarak işçi sınıfının cılız olması, Gelişmesinin önlenmesi, zoraki geri bıraktırılması, feodal ilişkilerin korunması, ’sömürge’ statüsüne bile uymayan koşulları içinde, Feodal, Aşiret köylülük yapısının ağır basması karşısında yenilenme ihtiyacını giderecek sosyalist argumanlar, tarihsel geri tortuyu çözecek ve feodal kabuğu çatlatacak serbest mücadele ortamı - zamanını ve fırsadını değerlendirme etki alanına girmeden, hazırlıksız olarak yenilgi sürecine yakalandılar. Soykırımların, faili meçhul ! Cinayetlerin, Zorunlu iskan, göç, baskı, işkence, asimilasyon insan ve doğa katliamına vardırılacak yoğunlukta sürdürülen savaş börtü - böcek, kuş ve hayvanlarıda hedefleyerek, ormanları yaktırıyor, sıradan insanların bile evini başına yıkıyordu. Bu vahşet ve zulüm karşısında siyasal zemini yakalamak bir yana dursun, cezaevlerini tıkabasa dolduran, işkence tezgahlarına alınan ve Kürd olmaktan başka suçu olmayan, herkesin potansiyel suçlu olarak damgalandığı insanlarımızın, cenazelerini bile almak ve başlarına gelenleri sormanın suç sayıldığı bir süreçte ne yapılabilinirdi ki ?

Böylesi bir yıkım – yenilgi sürecinin enkazı altında çıkarken, onca yaşanmış acılar ve ödenen ağır bedeller karşısında, Büyük yenilikçi iddialarla çıkan KÜRDOKYA bildirgesinin, sorumlulukları da çok ağır.

Bu vesile ile bildirgeye ilişkin eleştirilerimi bir kaç ana başlık halinde sıralamkla yetinmek zorundayım.

1- ) Böylesi kıritik süreçlerde ve önemli koşullarda, halkımıza biçilen bu yaşama kaderini alt etmek, devr aldığımız tarihsel mirasi ayıklayıp çözümlemek, doğru muhasebesini yapmak için ileri sıçramayı yaratacak devrimci ulusal programı süzmeden, pratik ve teknik olarak soruna vakıf diğer Kürd ulusal hareketinin ideolojik - sosyal konumlarını benimseyen, aydın - yazar - sanatçı ve yurdseverlerle ortak değerler çerçevesinde buluşarak, örgüyü tüm detaylarıyla tartışmadan oldubittiye getirme yöntemi ve aceleciliği, KÜRDOKYA görüş ve tezlerini dayatma anlayışıdır.

2 - ) Bildirgenin çıkışıyla birlikte ‘eleştiri yapmayanlara’ karşı olan tutumum, diğerlerini zorlama temelinde isyan, tahrik ve kasıt değil, tam tersine, Kürd hareketinin idoojik - sosyal konumlarını benimseyenlerin, negatif yada pozitif eleştirilerine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Süreç dayatıyor, artık soruna ilişkin herkesin kucağındaki taşlar ortaya dökülmeli, ses vermelidir.

3 -) ‘Adil Duranın eleştirileri ise somut şartlardan kopuk idealist bir temenniden öte hiç bir anlam ifade etmemektedir..’ deniliyor. Diğer bir vurguda da ‘Çünkü Adil Duran kendi tarz ve anlayışını sürdürme, dayatma ve ezberini bozmama konusunda demokratik cumhurriyetçilerle pekte farklı olmayan.... Ve ekleniyor. ( 80 darbesinden sonra belini doğrultma durumuna düşmesi karşısında dehşete kapılanlar herhangi politik arayış ve çözüme yönelme iradesi ve gereksinimi duymuyacak kadar, kendine güvensizleşen şok ve hayal kırıklığına uğrayarak hiç bir siyasal görev ve misyon yüklenmeyenler..’ ) deniliyor.

Peygamberin biri ümmeti ne haldedir, merak eder ve yırtık eski bir giysiye bürünerek ümmeti içinde gezinirken, herkesi işsiz, avare yan gelmiş yan yatmış olarak görür. Ancak yaşlı bir adam, bir duvarın dibine yaslanmış, elindeki çubuğu ile düşünceli bir halde deve pisliğini karıştırır olarak görmüş. Saraya geldiğinde müridlerini göndererek yaşlı adamı huzuruna çağırtmış ve onu ödüllendirmiş. Buna hem sevinen, hemde hayretler içine düşen yaşlı adam sormuş ‘ya hazret ben ne yaptımki ödüllenirdiniz ?’ peygamber yanıt vermiş.

‘Bu gün ümmetimi dolaştım ne halde olduklarını görmek için, her kes temebel tembel keyif çatıyordu. Ama sen hiç olmazsa boş durmuyordun bir şeyler karıştırıyordun..’

Sayın Medeni Ayhan Boş durmadığım, bir şeyler karıştırdığım doğru, ama nacizane şahsıma istinad ettiğiniz ödülle laik olmadığımı inancım üzerine yemin edebilirim !!..

Yaşım 50 yaşadığım ağır işkence ve cezaevi koşulları sonucu fiziki olarak tedavi görüyor ve 13 yıldır diasporada zor koşullar altında yaşamımı idame ederken, geçmiş mücadele birikimimi yazım, karikatür, resim ve tiyatro gibi sanatsal argumanlarla yoğurarak, kendi halkımın kültürel desenini diğer halkların değerleri içine taşımaya, bu kültürü tanıtmaya ve yaşatmaya çalışıyorum. Siyasal görev ve misyon benim işim değil, siyaseti yapanlar doğru yapmadıkları anda onlara yapıcı perspektifler sunmak, önermelerde bulunmak, eleştirmek, her yurdsever gibi özgürlük anlayışımla sınırlı bir tutum olarak belirlemesi bundan...

4 - ) Bazı makalelerimde bildirgenin özünü, tekrarlama olarak nitelediğiniz buluşmam ve çakışan düşünceler, geçmiş mücadele yaşamımda ayni argüman ve devrimci kriterlere sahip olamamdan kaynaklanıyor. Esasa ilişkin program yöntemi günümüz dünya konjuktürel yapısı, ülkedeki süreç ve koşullara denk düşmemesinin birincil koşulu bu ateşten gömleği giyecek kitle dinamiklerinin hazır olmaması ve tüm değerleriyle çürüyerek gerileyen sosyal yapıya bağlama endişesi taşımamdan kaynaklanıyor. Bu yapıyı çözmenin ve ilerletmenin orta doğu statükosu içinde giderek artan dini eğilimin kürd kitle dinamiklerini de sarmaladığını, güçlü ve geçerli yanını koruduğunu gözlemlediğimdendir.

5 - ) Bildirgenin Türkçe yazılmasına gelince haklı payınız var. Ayni sorunsalı ‘politik dejenerasyon ve dil yarası.’ Adlı makalemde tüm çıblaklığıyla etraflıca ortaya koymaya çalıştım. Dil bir anlaşma aracıdır. Önemli konularda, anlaşmayı ve buluşturmayı gerektirecekse değişik dillerde sorunu aktarmak, çalışmalarımızı eş zamanlı olarak anlaşılır kılar ve ilerletir.

6 - ) Programın Kürd ulusal hareketinin ideolojik ve sosyal konumunu benimseyen çevrelere ulaştırılması, açılması gerekir. Ulusal mutabakat bu yol güzergahı üzerinde oluşur, Program anlayışını değerlendirme, yeniden bilince çıkartma, daha yetkin ve ileri esas temel dayanak noktalarını ortaya koyarak, tüm sondaj çalışmalarından sonra ortaya çıkacak veriler üzerinde ulusal siyeset sıtratejisini belirleme ve bunun hukuki boyutlarını da oluşturarak, birlik eksenli demokratik işleyişi öngören Kürdistani duruşumuzla özdeşleşen bir anlayışla güçlendirerek, ulusal harekete aktif olarak klavuzluk yapacak yapının örgüsü dokunmalıdır.

Bu aşamada, kimin, kimlerin payına hangi sorumluluklar giriyorsa, her kes kendi uzmanlık alanını güçlendirerek mücadeleye katkısını sunar.

7 - ) Eğer bizler parmakla sayılacak kadar insan, bu sanal alem üzerinden buluşarak bunları tartışabiliyorsak bu gelişme lütfü’dür. Gündem saptayıp gündemi canlı tutmaya çalışıyorsun, kör ve sağırlar dialoğu gibi.. Halkımızın duygularına hükmeden ! beğeniler farklı. Çetevari işlenen siyasal cinayetler, magazin haberleri vs. vs. lerle gündem boğuluyor, her şey unutturuluyor. Gani yılmaz olayı... bir iki gün sürmez.. Protestolar, ajitatif ve duygusal söylemler, sert bildiriler, imza kampanyaları derken, yeni bir gündem konusu daha çıkarılıyor karşına.. İşin yoksa uğraş. Böylesi yaptırımlar karşısında dehşete düşmemek, korkmamak mümkün mü ?

8 - ) Madde 7’ de bahis konusu olan handikap nasıl aşılacak, hangi hukuki muayede ile hal edilecek, tarihten gelen bu düşman genleri nasıl çözeceğiz ? Dünyanın diğer sınıfsal ve ulusal kurtuluş mücadelelerine bakın, böylesi kırılma hangi siyasi defterde mevcut ?

KÜRDOKYA’nın bu yapı taşları ve malzeme ile toplumsal ilerleme kayıdetme şansı ve başarısı var mı ?

Unutmayın ki diyalektik olarak hiç bir şey yoktan var olmaz. Ben yeniyim, ötekilerden farklıyım çıkış biçimi ve anlayışı özünde konformist ve tutucu bir yaklaşımdır. Çünkü her yeni oluşum kendisinden önceki deneyim - değerler birikimi ve miras üzerinden gelişir, varolur. O geçmiş tarihin yıkık dökük duvarlarına yaslanarak düşünmeden, geleceğin temel taşlarını yerli yerine koymanın olanağı yoktur. En çok acı çeken kuşak olarak harebelere dönüşen o duvarlar dan ayakta kalanlar bizleriz ! Mübalağa değil.yine de bize uğramadan geçip gitmeyin..

Dostluk, selam, sevgi ve saygılarımla...

Swêd, 12. 02. 2006

Adil Duran

Kurdistan Welatê Kurdaye - Her Bijî Kurd û Kurdistan

http://www.pdk-xoybun.com

http://www.xoybun.com/extra/slide/Unbenannt-2.swf








Navnîşana ev nûçe jê hatî: PDK-XOYBUN; wiha, di xizmeta, Kurd û Kurdistanê daye : Pirojeya Kurdistana Mezin, Pirojeyên Aborî û Avakirin, Pirojeyên Cand û Huner, Lêkolîna Dîroka Kurdistanê, Perwerdeya Zimanê Kurdî, Perwerdeya Zanîn û Sîyasî, Weşana Malper û TV yên Kurdistane.
http://www.pdk-xoybun.com - www.xoybun.com

Bo ev nûçe navnîşan:
http://www.pdk-xoybun.com - www.xoybun.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6634