Adil Duran : BİLİNMEYENLER ! İKİ TABU ! ? VE İNKAR..

Wext: Monday, 04.July. @ 00:00:00 CEST

Mijar:

Son çeyrek yy.da Kürdistan tarihinde karanlıkta kalan : İsrarla karartılan talihsiz ve trajik diyebileceğimiz önemli bir olayın aktörleri hala aramızda yaşamaktadırlar. Tanığı ve sözcüsü oldukları bu siyasal komplonun üzerindeki esrar perdesini aralamadıkları gibi, bu trajedinin siyasal sorumluluğunun bilincinde olan bu zat-ı muhteremler en az ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelemize vereceği zararı azaltmak bazındada olsa tarihe mal olmuş bu olayın bilinmeyen nedensellerinin arkasında yatan sebeplerini açıklayarak geleceğe ışık tutarak, kendilerini halkın vicdanında aklamış olacaklardır..

İki parti. iki lider : TKDP ve T- KDP Said Elçi ve Dr. Sait Kırmızıtoprak olayı. !
Yeni kuşak geçmiş tarihi olayları derinlemesine tüm ayrıntılarıyla, doğru ve yanlışlarıyla anlamak - öğrenmek ve tüm sonuçlarıyla değerlendirmek istiyor.



Bu sürece nasıl gelindi ? Hangi çaba – emek ve bedeller ödendi ? Belirleyici öncü güç olan kadro ve aydınların ulusal - demokratik ve kültürel hakların gelişmesini hangi mücadele sıtratejisi ve araçlarla bilince çıkartılar ? Nasıl bir miras devr alınıyor ? Katedilen tarihi süreçte koşullar neydi ? Devralınacak olanaklarla bu mücadeleyi ileri taşımak mümkün mü ? Değilse ne yapılmalı ? Gibi günübirlik soruları cevaplamamız gerekmez mi ? Hele bazende şöyle eşantiyon dan çıkan sorular olunca…

Geçenlerde Irkçılık la ilgili bir panelde, Bir Kürd genci sözalarak Panelistleri. Alakalı olmayan bir konuyla sarstı. Gencimiz diyorki / Kürd tarihi 1984 te başlar. Ondan önce ki İhanet tarihidir ve ben APO cu olmakla onur duyuyorum /.. ( ! )

O zaman ben kendi üzerimdeki sorumluluğu bir nabzede olsa hafifletmek için Sevgili gençlerimize kuzey Kürdistandaki gelişmelerin bir kısa kronolojisini sunmak istiyorum.

T.C devleti daha ilk kuruluş yıllarında Takrir - i sükün kanunları çıkartarak başta Kürd halkı ve onun öncülerini, aydınlarını hedefleyen bir soykırım planı ile, katliamlarına yasal kılıf hazırlıyordu. Şêx Said direnişini kırdıktan sonra 1930 larda Türk tarih kurumunu oluşturarak tarihi tersine çevirdiler. Kürd ve Rum ulusu vede diğer azınlık halkların insan ve yer isimlerini ( Şehir ve Köy isimlerini ) değiştirdiler, dillerini ve kültürlerini de yasaklayan üniter bir yapı yaratarak bu halkları Şöven - Irkçı ve Kemalist yaptırımların kıskacı içine alarak asimilasyona, zoraki türkleştirmeye başladılar. 1938 Dersim isyanını da kanla bastıran bu gözü kanlı rejimlerin her on yılı askeri darbelerle geşiştirilerek restorasyona uğratılmıştır.1950 lerde Öncü Kürd aydınlarının / 49 lar olayı / olarak tekrar sahneye çıkması ve 27 mayıs 1960 askeri darbesinin beraberinde getirdiği bir takım göstermelik demokratik hak ve istemlerinden yararlanan bilinçli ve aydın Kürd gençlerinin TİP ( Türkiye işçi Partisi ) içinde görevler alarak sürdürdükleri sınıfsal ve toplumsal mücadeleler sonucunda Doğu Mitingleri ve DDKO larla, Kürd kimliği ve ulusal ruhu öne çıktı. O yıllarda ABD nin haberalma örgütü CİA nın, bütün Dünyada Komünist harekete karşı başlattığı yıkım hareketi; İran nın haberalma örgütü Savak, TC nin istihbarat örgütü MİT in de işbirliği ile bölge çapında Komünistlere karşı ortak bir anlaşmaya gidilerek, Türkiyede Balyoz hareketi olarak bilinen 12 mart 1971 askeri muhtırasının oluşmasına ön ayak oldu. Bu süreçte öğrenci devrimci gençlik hareketleri ve Kürd ulusal hareketlerinin öncüleri üzerine gidildi… derken akabinde 12 eylül 1980 askeri darbesine hazırlıksız yakalanan sınıfsal - toplumsal ve ulusal güçlerin öncü kadroları ve sıradan insanlar, bu karanlık vahşet döneminde insanlık dışı faili meçhul ! cinayetlere kurban edildiler. Binlerce siyasi cinayet, göz altı, tutuklanma ve insanların sudan - sabundan sebeplerle evlerinden - işyerlerinden alınarak göz altında kayıp edilmesine kadar var olan bu insan hakları ihlallerine korkunç bir göç yaşandı.!

Ezilen Rum Türk ve Kürd halklarına vede azınlıklara yaşatılan bu acılar. Hala belleklerimizde çıkaramadığımız ve yaşantımızda silemediğimiz acılarıyla birer tarih dirler.

PKK nın Eruh baskını ve Kürd Aydın ve yurdseverlerinin Diyarbakır cezaevindeki insanüstü direnişleri gibi.. Büyük bedel – emek ve fedakarlıklarla başlayan bu tarihin belirsizliğe ve işlevsizliğe doğru ilerleyişini Kazanımlarıyla - yenilgi ve tüm sancılarıyla doğru tanımlamak için daha yaşamak ve anlamak lazım. Çünkü her Toplumsal sürecin kendi içinde belirleyici özgün koşulları var, onun için böylesi hassas konuları tüm ayrıntılarıyla Ulusal konjüktör ekseni içinde ele almak : artı ve eksileri ile birlikte değerlendirmek gerekir inancındayım.

Burada kronolojik olarak önemli bazı fenomenleri ele almanın niyeti ve özü Kürd özgürlük mücadelesinin kendisine göre farklı özellikler taşıyan ittifak politikaları ve dönemin stratejik çıkar ilişkilerin de : ulusal ve uluslar arası konjütürel duruşu içinde karanlıkta kalan bilinmezlerinin üstünü açarak tarihe bir not düşmek..

Ancak bu sürecin Kürd aktörleri suskunluklarını koruyarak konuşmamayı yeğlemeleri, kuşkularımızı dahada arttırıyorlar. Bu konuda karanlığa kurşun sıkar gibi ancak bir kaç varsayımda bulunabiliriz.

Tarafların birbirini yok edecek, birinin kendi varlığını, diğerinin ölümü üzerine kuracak kadar aralarında ne bir siyasal rekabet ne de husumet var.

Her İki Said de uzun süre birlikte kader birliği yapmış ve yurdsever düşünce ve duygulara sahip olmakla birlikte, aralarında derin çelişkilerin olmadığına ve her ikisinin duruma vakıf böylesi hasımhana gelişmelerin bilincinde ve sorumluluğu içinde olduklarına dair inancımı hala koruyorum.

O dönemde demokrat ve ilerici bir kimliğine sahip olmalarından dolayı, CİA nın TC ve bölge gerici devletlerinin istibarat örgütleri ile yaptığı / Komünistlere karşı ortak eylem antlaşması / planına Bu güçlerle dirsek teması yada iyi ilişkileri olan IKDP nin ya sorumlu yada haberdar olduğuna inanıyorum.

Susmak bir suçluluk histerisidir. O keza o dönem Bu yurdsever partiler içinde görev alan ve hala hayatta olan ve susan bazı Kürd şahsiyetlerinin de ilk başta bu senaryoda görev aldıklarına ve bu dramın aktörleri olduklarına dair ipuçları var… Ağacın kurdu ağaçtandır !

Hiç bir şey onları geri getirmez.!

Ancak bu siyasal kann davasının bilinmemesi ve aydınlanmaması halinde Kürd özgürlük davasına zarar verir !

Bu durumu kimse siyasi bir malzeme haline getirmesin.! Şervan Büyükkayanın İsveçte yayınladığı / İlk anlatım / adlı kitapta ki belgeler bazı kuşkuları çoğaltmakla birlikte sorunu aydınlatacak Güveni vermiyor. Said Elçi ye yönelik karalama ve suçlamalar ikilemi içinde Dr. Şıvanın elyazıları olarak verilen belgelerde alenen görülüyorki Dr. Şıvan ne kadar Yurd severse Sayid Elçi de ona eş değer ölçüde yurdseverdir. Ne varki O raporlar içinde üzeri Karalanmış ancak hala okunan açık isimlerin ( Said Elçi ve arkadaşları ) Ajan olduğu vurgusu kafaları karıştırdığı gibi ispati mümkün olmayan bir komplonun da işareti olarak açiğa çıkıyor. Böylesi bir durumu tersinden yaratarak Said elçinin elyazıları içine sıkıştırıp üzerini hafif karalayacak bir tahribatla ortaya koymak inandırıcı olabilir mi ?

Bunlar doğru şeyler değildir.

Doğru olan Her iki taraftanda hala yaşayan şahsiyetlerin bu durumu somut olarak ikrar etmeleridir. IKDP nin o dönemki arşivini açmak, Sayin Şakir Epözdemir ve Reşo Zilanın görüşlerine baş vurmak.. Özel olarak ta Derwêşê Sado ( Derwêş Akgül ) nun - tüm ilişki ve çalışmalarını sormak - sorgulamak. Bu pandoranın anahtahrı Derwêşê Sado olduğuna inanıyorum. ( Derwêşê Sadoyu PDK- Bakurun bir kongresinde tanıdım. Rahmetli Hemreş Reşo, ben ve Derwêşê Sado Kongre arası bir tenefüste onbeş dakika başbaşa kaldık. Aynen bu durumu sordum. ( Daha çok gençsin öyle hertaşın altına elini sokma ! ) dedi. Bir kasaba cambazı edasıyla temayi çabuk değiştirdi.. Ve o beni sorgulamaya başladı. Kek Hemreş ayağıma basarak /Kek Derwêş eski Tüfeklerimizdendir, Kolay kolay pas tutmaz ) demişti. Daha sonra Kek Hemreş e / bu adamın tutum ve davranışları hep masonik, içine dönük.) dedim. Rahmetli gülerek ( İşte bizim malzememiz.başka yerden insan ihraç edemeyiz ki, şimdilik bunlarla yetinmek zorundayız..) demişti. Kanatime göre Bu insan epey bilinc, birikime ve çok sıra sahip .. Belki bu kırk - elli yıllarda tüm olup bitenlerin üzerinde hangi taşı kaldırsak altında onun eli çıkacaktır. Bu nedenle belidirki tarihimizde önemli rol ve yêr alan Derwêşê Sado nun konuşması önemli…

Önemli olan başka bir hususta, yaşadığı sürecin tanığı - sözcüsü olan aydınlarımızın böylesi fenomenleri ertelememeleri, duruma açıklık getirerek tarihe not olarak düşmek zorundalar. Şimdiye kadar her kes inandığı ölçüde, gücü ve yeteneği oranında bu davaya katkısını sundu. En ufak bir hizmet bile kutsaldır ve kabul görülmelidir. Bu dava bizim için onurdur. Çünkü yalnız bizim değil, aynı kaderi paylaştığımız bir ulusun davasıdır. Onun için geleceğe bırakacağımız en iyi miras , geleceğe açık ve hiç bir kuşku taşımayacak olayları aydınlatarak aktarmamız olacaktır.

07. 06.2005

Adil Duran








Navnîşana ev nûçe jê hatî: PDK-XOYBUN; wiha, di xizmeta, Kurd û Kurdistanê daye : Pirojeya Kurdistana Mezin, Pirojeyên Aborî û Avakirin, Pirojeyên Cand û Huner, Lêkolîna Dîroka Kurdistanê, Perwerdeya Zimanê Kurdî, Perwerdeya Zanîn û Sîyasî, Weşana Malper û TV yên Kurdistane.
http://www.pdk-xoybun.com - www.xoybun.com

Bo ev nûçe navnîşan:
http://www.pdk-xoybun.com - www.xoybun.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6378